Sevin Sezgin’den Klaros’un Gizemi

11 Nisan 2026
DERYA SİNAN

Sevin Sezgin Klaros’un Gizemi adını verdiği romanını, yapıtında da dile getirdiği gibi “Hepimizin borcu var yaşadığımız yerlere,(s. 89) düşüncesinden hareketle kaleme almış. Biliyoruz ki yaşadığımız toprakların üzerinden binlerce yıldır, pek çok insan ve uygarlık gelip geçmiştir. Yine biliyoruz ki  bir gün bizim yaşadığımız şehirler de yok olacak. İnsanlar bizden kalanların üzerinde gezecek. Sezgin, genç okurlarının “Neler yaşanmıştı?” sorusunun ardına düşmesini istiyor. Onları Ege’nin antik kentlerinden Notion’a götürüyor. Notion, antik çağlarda Kolophon kentinin limanıdır. Notion’a bağlı, Klaros ise önemli bir bilicilik merkezidir. Bilicilik merkezi olması, Klaros’a bir gizem katarak dikkatleri üzerine çekiyor. 

Romanın kahramanları Fırat ve Ada, yedi ve sekizinci sınıflara giden iki kardeştir. Akademisyen bir anne babanın çocuklarıdır. Anne ve babalarının çalışmaları nedeniyle İngiltere’ye gitmeleri söz konusu olunca iki kardeş, yaz tatillerini dede ve babaannelerinin yanında, köydeki evlerinde geçirmek zorunda kalırlar. Bu; ev, okul ve alışveriş merkezlerinde geçen yaşamlarında onların toprağın, ağacın, çiçeğin, böceğin farkına varmalarını sağlar. Sahili temizleyenlerin arasına katılmak ya da yazlık bir sinemanın açılışına tanıklık etmek önemli olsa da asıl hikâye Ahmetbeyli köyünün, (eski adıyla Notion) antik bir kentin üzerine kurulmuş olduğu gerçeğiyle başlar. 

Gördüğü bir düş, Ada’nın dikkatini antik kentlere çeker. Bir sabah yastığının üzerinde bulduğu sedef bir tarak, aynada kendi görüntüsünün arkasında beliren bir yüz, onu geçmişle bugün arasında bir bağ kurmaya götürür. Ada’nın Notion kazılarında çıkan heykellerin yüzündeki anlamı taşıması, geçmiş zamandan çıkıp gelmiş gibi görünmesi soru işaretlerine yol açarken okur, onu geçmiş zamana yolculuk yapan ayrıcalıklı bir insan olarak tanır. Binlerce yıl önce yaşamış ailesini tanımak, fantastik bir dünyanın sunduğu heyecan verici bir serüvendir.    

Köyde dolaşan bir söylence, binlerce yıllık bir bekleyiş ve laneti işaret ederken Çoban Marcus ve aşık olduğu soylu Aspasyas öne çıkacak, genç okur “Eski çağlarda insanlar, evrende akıl erdiremedikleri, çözemedikleri olayları hep merak etmişler, bu gizemi çözebilmek için de tanrılar, tanrıçalar yaratmışlardır. (…) Uygarlık ve bilim geliştikçe bilim bu sorulara yanıt buldukça tanrıça ve tanrıların güç ve becerileri birer birer öldü. Onlar şimdi mitolojinin konusu oldu.” (s. 54) belirlemeleriyle gerçek olanla olmayanı ayırma konusunda kazanacağı farkındalıkla olup biteni anlama konusunda yeni bir bakış açısına sahip olacaktır.

Kekeme Yayınları tarafından okurla buluşturulan “Klaros’un Gizemi” Eylül 2024’te yapılan ilk baskısının ardından 2. baskısıyla okurunu selamlarken genç okurlarını düşünmeye, araştırmaya, sormaya, anlamaya çağırıyor.    

.