Mücadelenin Diğer Adı: Fakir Baykurt

16 Mayıs 2025
ENGİN AKDENİZ

Fakir Baykurt

Toplum ve ülkemizin içinde bulunduğu durumunu biricik çaresi devrimdir. Bu devrim kendimize başöğretmen olarak seçtiğimiz Mustafa Kemal’in gösterdiği yolda ve yönde bizi ilerici üretim ve yönetim aşamalarına ulaştıracak olan devrimdir. Bu devrimin ve temel reformların gerçekleştirilmesi için Mustafa Kemal’in yolunda, Mustafa Kemal’i de aşan yeni Mustafa Kemaller yetiştirmeye devam edeceğiz.”

Burdur Yeşilova Akçaköy’de yaşayan Veli ve Elif’in 1929 yılında bir erkek çocukları dünyaya gelir. Ona savaşa gidip dönmeyen amcasının adı verilir: Tahir. Edebiyat dünyamızın Fakir Baykurt adıyla tanıyacağı yazarımız doğumuna anılarında şöyle yer verecektir: “1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır.” Anne Elif’in dünyaya getirdiği sekiz çocuktan altısı hayatta kalır. Tahir de bu altı çocuktan biridir. Veli babanın yaşamına yokluk, askerlik, mahkemeler damgasını vurur. İki yıl olması gereken askerliği on dört yıl sürer, birçok cephede savaşır. 

Tahir, ilkokula köyünde başlar. Babası, kağnıdan düşüp yaşamını yitirdiğinde o, dokuz yaşındadır. Babasının ölümü üzerine köye gelen dayısı, onu Burhaniye’ye götürüp okutacağını söyler ancak sözünde durmaz.  Tahir’i çalıştırır. Küçük çocuk okumak yerine okumacılık yapar, dağlardan kaçak kereste indirir, Menderes ırmağında kanal açan mühendislere içme suyu taşır. II. Dünya Savaşı başlayınca dayısı askere alınır. Bu, ona köyüne dönerek eğitimini sürdürme olanağı tanır. Üç yıl aradan sonra ırgatlık, çobanlık, suculuk, köy kâtipliği yaparak ilkokulu bitirir. Köy enstitüleri Tahir gibi yoksul çocuklara kapılarını açarak onlara öğrenimlerini sürdürme fırsatı sunar.  Isparta Gönen Köy Enstitüsüne kaydolan Tahir, okul kütüphanesini mesken edinir. Okumak ve yazmak, onun için birbirini izleyen eylemler olur. İlk şiiri Fesleğen Kokulum, Eskişehir’de yayımlanan Türk’e Doğru dergisinde “Fakir Baykurt” imzasıyla okurla buluşur. Onu yeni şiirler izler. 

Fakir Baykurt, Yeşilova ilçesinin Kavacık ve Dereköy köylerinde beş yıl ilkokul öğretmenliği yapar. Sömürüye karşı halkın aydını ve öğretmeni olmayı hedefler, beylere karşı durur. Öğrenimini Gazi Eğitim Enstitüsünde sürdürür. Önce Sivas Lisesine atanır, ardından Hafik Ortaokulunda Türçe öğretmeni olarak görevini sürdürür.  

İlk kitabı Çilli, okurla 1955’te buluşur. 

Fakir Baykurt,  askerliğinin ardından Şavşat Ortaokulunda öğretmenlik görevini sürdürür. Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan kimi yazıları ve gazetede tefrika edilen kendi yaşamından yola çıkarak kurguladığı ve Yunus Nadi Roman Ödülü’ne değer görülen Yılanların Öcü adlı romanı nedeniyle hakkında soruşturma açılır. Bakanlık emrine alınır. 27 Mayıs sonrasında ilköğretim müfettişliğine atanır. Görevi nedeniyle köy köy gezer, gözlemlerde bulunur. 

Yılanların Öcü, 1962’de sinemaya uyarlanır. Sansür Kurulu tarafından filmin yurt içinde ve dışında gösterimi reddedilir. Filmi izleyen dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, filme destek verse de filmin milletvekillerinin izniyle gösterime girmesine karar verilir. Tepkiler ve tartışmalar, mecliste planlanan gösterim yapılmadan sansürün kaldırılmasını sağlar.  Ankara’da Ulus sinemasında yapılan gala gecesinde Fakir Baykurt saldırya uğrar. Saldırılar,  filmin gösterildiği tüm sinemalara yayılır. 

1965 yılında Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu içinde yer alan doksan iki öğretmen ile birlikte Türkiye Öğretmenler Sendikasının kuruluşunda yer alır, sendikanın ilk genel başkanı seçilir. Müfettişlik görevinden uzaklaştırılır. Yeni kurulan Milli Folklor Enstitüsüne uzman olarak atanır. Ardından Gaziantep Fevzipaşa Ortaokuluna sürülür.

1969 Büyük Öğretmen Boykotu, tüm öğretmenlerin %70’inin katılımıyla gerçekleşir. Boykotu örgütleyen ve boykota katılan Fakir Baykurt, yeniden açığa alınır. Danıştay kararıyla göreve döner. Yeni görev yeri, Ankara ODTÜ Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğüdür.

Kitapları (Onuncu Köy, Karın Ağrısı, Irazca’nın Dirliği, Kaplumbağalar, Amerikan Sargısı, Tırpan, Sınırdaki Ölü, Can Parası, Köygöçüren, İçerdeki Oğul, Keklik, Kara Ahmet Destanı, Cüce Muhammet…) art arda yayımlanan Fakir Baykurt’un adı ülke sınırlarını aşarak çevrilen yapıtları aracılığıyla yurt dışına da (Bulgaristan, Almanya, Rusya, İsveç, Macaristan, Gürcistan) yayılır, birçok kez ödüllendirilir. Yedi kitaptan oluşan yaşam öyküsünü de yaşama gözlerini yummadan kaleme alacaktır. 

1971’de ordunun yönetime el koymasıyla başlayan sıkıyönetim döneminde  iki kere gözaltına alnır, uzun süre yurt dışına çıkma yasağı konulur. 1976’da SSK’den emekli olan Fakir Baykurt, Almanya, Hollanda ve İsviçre’ya yaptığı geziler sırasında göçmen işçilerle iletişim kurar, öğretmen yetiştirme çalışmalarına katılır. 1979’da Duisburg (Almanya) kentine yerleşir. Almanya’daki göçmen işçilerin yaşamını konu alan öyküleri “Gece Vardiyası“, işçi çocuklarının yaşamını dile getiren öyküleri “Barış Çöreği” adıyla yayımlanır.

Çalışmalarını ve mücadelesini yurt dışında sürdüren Fakir Baykurt, 11 Ekim 1999’da pankreas kansrine yanik düşerek Almanya’da yaşamını yitirdi. Zincirlikuyu Mezarlığına defnedilir.  

.

Kaynakça
Fakir Baykurt’un Türkiye-İlksen’le Birlikte Yaptığı Kurultaydaki Konuşması, Emek, Sayı 4, Eylül 1970, s. 15-17.

Feridun Andaç, Anadolu Aydınlanmacısı Fakir Baykurt, Evrensel Basım Yayın, İstanbul, 2000, s. 41

Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bakış (II. cilt), İstanbul, İletişim Yayınları, 1990, s. 244

Verda Ekmekçi, 1960-1980 Yılları Arasında Yayımlanmış Sol Romanlar Üzerinden Özne Olarak Siyasal İnsanın Tahlili, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslar Arası İlişkiler Anabilim dalı Doktora Tezi, İstanbul 2013. 

Macit Balık, Fakir Baykurt, Türk Dili, 2010-1(700, Nisan 2010) s. 825-832.

.