24 Temmuz 2025
SİBEL UNUR ÖZDEMİR
BİZİM ÇAĞ SORUYOR:

İyi kitap okuru, iyi yazar sizin için ne ifade ediyor? İyi yazar, iyi okur tanımınız nedir? Tanımız zaman içinde değişti mi? Değiştiyse nasıl ve niçin değişti?

“Okuyan, okuduğunu doğru anlayan, anladığını düşünen, düşündüğünü ve anlatılanı sorgulayan, karşısındakiyle paylaşan, tartışan, konuşan kişi iyi okurdur.”
“İyi yazar” tanımım nedir?
Düşünüyorum da…
Kitap okumayan, gündemi (yeni çıkan kitapları) takip etmeyenler…
‘Gölge yazar’ tabir edilen kalemlerin ardına saklanan ama popüler olmak isteyenler…
Dil bilgisi kurallarını bilmeyenler…
Doğru cümle kurmaktan aciz olanlar…
Yazmayı sadece kurgudan ibaret sananlar…
Düzgün olsun olmasın yazdıklarının düzeltilmesini editörlerin işi varsayanlar…
Emekli olup (can sıkıntısından) yazmaya soyunanlar…
Çocuklar için yazmanın kolay olduğunu düşünenler ve çocuk edebiyatına yönelenler…
Yazacakları kitaplar hakkındaki gerekli bilgiler önlerine hazır gelenler…
Sipariş üzerine kitap yazanlar…
Örnekler çoğaltılabilir elbette.
Bence ‘iyi yazar’, dil bilgisi kurallarını çok iyi bilen, duygu ve düşüncelerini doğru cümlelerle okuruna anlatabilen, bir derdi olan ve derdini çözüme ulaştırmak için çaba veren, yaşadığı çağa tanıklık eden, yüzyıla iz bırakmayı başaran, okuma hazzını yaşatan, okurun dimağını açan, yeni şeyler öğreten ve düşünmesini, tartışmasını, sorgulamasını hatta yeni çıkacak kitabının heyecanla beklenmesini sağlayacak, okur kitlesini oluşturmayı başarmış güçlü bir kalemdir.
Tabii bu arada bazı kitapların şanslı bazılarının ise şansız olduğunu söyleyebiliriz. Reklamı iyi yapılmış, bazı popüler yazarların kitapları iyi olsun olmasın okura ulaşmayı başarırken ismi duyulmamış yazarların eserleri, iyiyse bile okur ne yazık ki onları tanımıyor, bilmiyor. İşin bu kısmı yazmayı, ortaya bir eser çıkarmayı (iyi ya da kötü) aşarak yayınevinin ticari amacını gözeterek istediği yazarın dosyasını yayın sırasına alması ile ilişkilendirilebilir gibi.
Ne yazık ki toplum olarak okuma alışkanlığımızın olmadığı herkesin malumu.
Yine biliyoruz ki okurdan çok yazar var. Yurdum insanının çoğu şair mesela. Her yazılan şiir midir, tartışılır elbette, tartışılması da lazım.
Peki, basılan onca kitabı kimler okuyor?
Yukarıda bahsettiğim hususları göz önüne alırsak ‘iyi kitabı’ okuyan okuru zor bulurken ‘kötü kitabı’ okuyanlar olacak mı üstelik teknolojik materyaller bu kadar hayatımızın içine girmişken?
‘İyi’ ya da ‘kötü’ okur olabilmek için öncelikle ‘okuma eylemini’ gerçekleştirmek gerekir. Kitabı okurken kahramanlar ve anlatılan olay ile bütünleşmek, yazarın dil işçiliğinden etkilenmek, heyecanı taze tutmak, kitabın bir an önce bitmesini isterken öte yandan elinden bırakamamak, hiç sonlanmamasını istemek okunan eserden zevk alındığını, etkilenildiğini ortaya koyar. Bu özellikleri taşıyan kitapları okuması için arkadaşımıza tavsiye edebiliriz.
Öte yandan okuyan, okuduğunu doğru anlayan, anladığını düşünen, düşündüğünü ve anlatılanı sorgulayan, karşısındakiyle paylaşan, tartışan, konuşan kişi iyi okurdur, denilebilir.
Ancak Mevlâna Celalettin Rumi’nin de dediği gibi “Ne kadar anlatırsan anlat, anlattıkların karşındakinin anladığı kadardır.”
Yıl 2025 ve şu anda iyi yazar ve iyi okur hakkındaki düşüncelerim böyle. Bu düşüncelerim zaman içinde değişir mi? Bilemiyorum. Sadece yemek içmek gibi hayati önem taşıyan okuma ve yazma eylemini sürdürerek iyi bir yazar ve iyi bir okur olma gayreti içinde olacağımıı biliyorum.
.
