12 Mart 2025
YENİ ÇIKAN KİTAPLAR

Kırmızı Etek
Hatice Günday Şahman
Öykü
Şubat 2024
İmge Kitabevi
108 sayfa
Hatice Günday Şahman’ın ilk baskısı 2017 yılında Ayizi Yayınlarınca yapılan kitabı Kırmızı Etek‘in, 2. baskısı Şubat 2025’te İmge Kitabevi Yayınları tarafından okurlarla buluşturuldu.
Kitapta on yedi öykü yer alıyor: Ahtapot, Gençlik İşte, Çok Geç, Yarım, Raylar ve Yaylar, Bayrak Yarışı, Halay, Er Meydanı, Son Koz, Kırmızı Etek, Kaplan, Davetsiz Konuk, Bir Mahinur Hikaye, Geceden Sabaha, Evvelim Sen Oldun, Aynalı Kafeste Bir Muhabbet Kuşu, Bir Gözümüz Ağlar Bizim.
Kitabın arka kapak yazısında Erendiz Atasü, Şahman için şöyle diyor: “İnsanlığın bin yıllardır susturulmuş yarısının yani kadınların sesi olan kadın yazarlara kulak vermek gerekir. Edebiyatımızın yeni ve önemli kalemlerinden Hatice Günday Şahman, feodalizm ile neoliberalizm arasında çalkalanan ülkemizde, her sınıftan, her konumdan kadının beynine nüfuz ederek onların duygusal yalnızlıklarını dile getiriyor; içine yuvarlandıkları çıkmazları ve hemdert olmanın doğal etkisiyle birbirlerine duydukları şefkati içe işleyen hikâyelere döküyor.”
Kitabın arka kapağında Atasü’nün yazısıyla birlikte İmge Yayınevi’nin de yazar ve öyküleri ile ilgili belirlemeleri yer alıyor: “Hatice Günday Şahman’ın öykülerinde, beğendiği elbiseyi diker gibi kendine yeni bir hikâye yazan anneler, kızlarının üstüne kuluçkaya yatan anneler, annelerinin sözleri kulağına kurşun gibi akan kızlar, annelerinden kaçmak isteyen kızlar, pişmanlıklar, dilindeki bukağıları çözmeye çalışan kadınlar ve çokça yalnızlık var. Erkekler de bildiğiniz gibi işte. Tecavüz edeni de var, er meydanına çıktığında ‘az’ erkek görünmekten korkanı da. Peki ya aşk? Olmaz mı? Ama yazarımız küçük mayınlar yerleştirmiş içine. Dikkat edin!”
Ankara doğumlu, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünü mezunu Hatice Günday Şahman’ın, basılı ve internet ortamında yayın yapan edebiyat dergilerinde öyküleri, söyleşileri ve denemeleri yayımlanmış, edebiyat seçkilerinde öyküleri yer almıştır. Sarıyer Belediyesi’nin düzenlediği 5. Sarıyer Edebiyat Günleri Öykü Yarışması’nda “Ahtapot” adlı öyküsü ve Kaos GL Derneği 17. Kadın Kadına Öykü Yarışması’nda “Düğüm” adlı öyküsü birinciliğe değer görülmüştür. Bursa Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Yılın Yazarı Tomris Uyar Öykü Ödülü’nde mansiyon alan yazarın 2024’te de Yarım Kalmasın adlı öykü kitabı H2O yayınları aracılığıyla okurla buluşmuştu.
Basılı dergilerde ve online ortamlarda kitapları üzerine söyleşileri yayımlanan yazar, Bizim Çağ Edebiyat’ta Aygül Aydoğdu ile yaptığı bir söyleşide yazma sürecini ve serüvenini şöyle anlatıyor: “Beni yazmaya yönelten en önemli etken yaşamla aramdaki göbek kordonuna benzettiğim çok erken yaşlarda başlayan okuma tutkusu oldu. Önceden bu kadar çok çocuk kitabı yoktu ya da daha doğrusu benim onlara ulaşma imkânım sınırlıydı ve ben evde babamın, ablamın, abimin kitaplarını, komşudan ödünç aldığım kitapları okurdum. Sonrasında okul kitaplığı ve o dönemler yaygın olan gezici kütüphane çok daha zengin bir dünya sundu bana. İletişim Fakültesi’nde çok değerli yazar, eğitimci ve düşün insanı Emin Özdemir’in öğrencisi olma şansına eriştim. Okuma Sanatı-Nasıl Okumalı/Neler Okumalı?, Konuşma Sanatı, Anlatım Sanatı, Yazı ve Yazınsal Türler kitapları hâlâ başucu kitaplarımın arasındadır. Bu yoğun ve tutkulu okuma süreci, birikimi zaman içerisinde yazma arzusunu beraberinde getirdi. Zaten lise döneminde yazdığım kompozisyonların hocalarım ve arkadaşlarım tarafından beğenilmesi minik bir tohum olarak içimde bir yerlerde duruyordu. Fakültede değerli hocam Nevzat Dağlı’nın okul gazetesinde yayımlanan haber yazılarımı değerlendirirken ‘Senin kalemin edebiyata çok yatkın!’ söylemi de bu tohumu biraz daha büyüttü. Ama tohumun çatlaması, fidana dönüşüp boy vermesi yazmayı geniş zamanlara erteleme tercihim nedeniyle gecikti. 2015 yılından itibaren dergilerde ve seçkilerde yayımlanmaya başlayan öykülerim 2017 yılında Ayizi Yayınları tarafından Kırmızı Etek ismiyle kitaplaştırıldı. En başta belirttiğim göbek kordonu yıllar içinde daha da güçlendi. Artık hayatı edebiyat üzerinden anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan tam zamanlı edebiyat emekçisi diyorum kendime. Okumak ve öykü yazmak dışında farklı mecralarda kitap incelemeleri ve yazar söyleşileri yapıyorum. Bunların toplamı olarak bakıldığında, zamanın derisinde en görkemli çentiği hak eden edebiyat adına ateşe su taşıyan karınca misali bir çentikle katkıda bulunmak önceliklerim arasında. Dahası öznel bir yerde konumlandırıyorum öykü yazma nedenimi. Tanıklığım ettiğim, Fırat Pürselim’den ödünç alarak söyleyeyim bana emanet edilmiş hayatları kurmacanın sınırsız evreninde tekrar var etmenin ve bunu insanlarla paylaşmanın mutluluğu, bazen bir vefa borcudur beni yazmaya teşvik eden.”
.
