Bakırköy’de, Merter’de Çocuk Olmak

2 Mart 2026
Ayşen Baloğlu

Çocukluğum İstanbul’da, Bakırköy ve Merter’de geçti. 70’li, 80’li yılların İstanbul’u şimdiki İstanbul’dan epey farklıydı. Sakin, nezih semtler ve nezaket ilk aklıma gelen eski güzellikleri İstanbul’un. Üsküdar’ın Üsküdar, Bakırköy’ün Bakırköy, Adalar’ın Adalar olduğu güzel yılları gördüm. İstanbul’un tam ortasındaki semtlerden, mesela Bakırköy’den, Yeşilköy’den, Büyükçekmece’den tertemiz denize girdiğimiz, denizin de, insanların da, şehirlerin de bu kadar kirlenmediği güzel yıllardı o yıllar.

Bakırköy

Güzel yıllardı derken bir çocuğun gözünden güzel yıllardı elbette. Yetişkinlerin dünyasında, şehirlerin, kasabaların ve köylerin tüm güzelliğine rağmen karmaşa ve kavga devam ediyordu. Edebiyata dair bir mecrada detaylarına çocuk yaşımda da hakim olduğum – sadece bir tek televizyon kanalı vardı ve haberler dahil tüm içerik eksiksizce izlenirdi evlerde-  olaylardan bahsetmeyeceğim.

Elbette İstanbul gibi kadim, tarih dolu bir şehirde, o dönemde yaşamış olmayı bir şans sayabilirim saymasına. Fakat insanın gelecekteki yaşantısı üzerinde sadece yaşanan yer etkili olmuyor. Kişinin ailesi, o döneme has komşuluk ilişkileri, öğretmenleri, okulu, okuduğu kitaplar, dergiler, gördüğü, duyduğu, yaşadığı her şey, hatta yaşadığı ülke de etkili oluyor.

Fakat büyük şehirde yaşamak, sinemalara, tiyatrolara, sergi salonlarına, konserlere sık ve kolay ulaşmanızı sağlıyor. Bu çok önemli bir etmen insanın kültürel gelişimi açısından. Çocukluğumda okumaya başladığım bazı dergiler taşraya hiç ulaşmıyordu ya da geç ve az sayıda ulaşıyordu. Bu avantaj gelecekteki mesleğim üzerinde son derece etkili oldu. 

Çocukken -annem sağ olsun- İstanbul Şehir Tiyatroları’nda pek çok oyun izledim, bir sürü film izledim. Bakırköy’ün tek kitapçısı Tuncer’den bol bol kitap aldım, okudum. Apartmanın karşısındaki bakkaldan Gırgır, Fırt, Salata Mizah Dergilerini aldım okudum. Çok güzel çizgiler gördüm, ben de özendim.

Şehirler aynı kalmıyor, genellikle ne yazık ki kötü yönde evriliyor. Kalabalık, kirlilik, gürültü, kabalık, trafik ve suç oranının artışı şehirleri o eski şehirler olmaktan çıkarıyor. Yaşayan şehir, kadim İstanbul da her metropol gibi payına düşeni yaşamaya devam edecek. Ben bir süre daha Ankara’da yaşamaya devam edeceğim.

.