22 Ocak 2026
Bizim Çağ Edebiyat
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol’la “kitap okuyan çocuklar” üzerine söyleştik.

“Kitap, çocuğun zihinsel ve duygusal dünyasına doğrudan temas eden güçlü bir araçtır.”

Bizim Çağ Edebiyat: Konumuz çocuk edebiyatı ve kitapları olduğuna göre size öncelikle siz kitaplarla kaç yaşında tanıştınız diye sormak isteriz. Bu kitaplardan size neler kaldı?
Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol: Ben ve kardeşim ilkokul öğrenci iken abim bizlere dünya klasiklerinden kitaplar almıştı. Bunlar arasında Tom Amcanın Kulübesi, Seksen Günde Dünya Gezisi gibi kitapla vardı. Daha öncesinde okuduğum kitaplar olduysa da tam hatırlamıyorum. Bu kitapların hepsini severek okumuştum. Sonra Kemalletin Tuğcu’nun kitapları ile tanıştım. Küçük bir ilçede büyüdüğüm için çok da seçeneğim yoktu aslında. Ne bulursam onları okuyordum. En büyük şansım abim ve ablamın kitaplarıydı. Yedinci sınıfı bitirdiğim sene Kelebek ve Gazap Üzümleri’ni okumuştum. Her iki kitap da güven içinde yaşadığım Toroslarda olan küçük bir ilçeden dünyaya açılış serüvenim oldular; başka yaşamlar, başka dünyalar ile tanışmıştım. Lise yıllarında okul kantinini işleten abimizden kitap alıp okuyordum. Geriye dönüp baktığımda okuduğum bazı kitapların bir ergen için aslında çok da uygun olmadığını, evrensel değerlerden uzak olduğunu görebiliyorum. Genel olarak baktığımda abim ve ablamın rol model olmaları ve onların kitaplarının bana okuma sevgisi kazandırdığını görüyorum. Teşekkürler her ikisine de.
Bizim Çağ Edebiyat: Kitapla büyüyen çocukların kazanımları nelerdir?
Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol: Kitapla büyüyen çocuklar, çok boyutlu kazanımlar elde eder. “Kazanım” derken yalnızca akademik başarıyı değil; düşünme, duygu, sosyal ilişki ve yaşam becerilerini birlikte düşünebiliriz.
Çocuklar, kitaplar aracılığıyla gerçeğin provasını yaparlar. Kahramanın yaşadığı zorluklar, verdiği kararlar ve sonuçları; çocuğun neden-sonuç ilişkisi kurma, problem çözme ve eleştirel düşünme becerilerini doğal biçimde besler.
Kitapla büyüyen çocukların dil gelişimleri güçlüdür. Çocuk bir öyküyü dinlerken ya da okurken yalnızca sözcükleri değil; anlamı, duyguyu ve bağlamı da kavrar. Yeni sözcüklerle karşılaşırlar, farklı cümle yapılarını öğrenirler, anlatım becerileri gelişir. Sözcük dağarcığı zenginleşir.
Kahramanlar mutlu olur, üzülür, korkar, kaygılanır, cesaret gösterir. Çocuk, bu duygularla karşılaşarak kendi duygularını tanımayı öğrenir. Başkalarının duygularını anlamaya başlar. Kitaplar; olumsuz duygularla baş etme, yardım isteme, sakinleşme stratejileri gibi alanlarda çocuğa davranış örnekleri sunar. Stresli ve endişeli olduklarında rahatlamalarına yardımcı olur. Çocuklar, okudukları öykülere dalarak günlük yaşamın stresinden uzaklaşır. Kitaplar, onların zihinsel olarak aktif olmalarını ve kendilerini meşgul etmelerini sağlar. Bu da stres ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olur.
Kitaplar aynı zamanda çocukların duygusal dünyasını zenginleştirir. Aralık ayında yayımlanan Fatma Güngören Gökaslan ile yaptığımız “Erken Çocukluk Dönemine Yönelik Resimli Öykü Kitaplarındaki Duygu İfadelerinin İncelenmesi” konulu bir çalışmamızda; incelenen resimli öykü kitaplarında, kendi duygularını ifade etme ve olumsuz duygular ile baş etme stratejilerine yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır. Çocuklar, resimli öykü kitaplarında karşılaştıkları farklı duygularla baş etme yolları ile ilgili deneyimler kazanırlar.
Kitaplar paylaşma, adalet, dayanışma, empati, sorumluluk gibi sosyal-duygusal becerileri somut örneklerle görünür kılar. Çocuk, “başkası” olmayı kitaplar aracılığıyla deneyimler. Sevim Ak’ın Sen, Ben, Elma Ağacı kitabındaki en büyük kabusu sayılar olan Bilgin, sayıları seven ve bu konuda başarılı oldukları için Bilgin”i anlamayan anne-babası, çocukların dünyasını anlayan babaanne ve de Musa ile dostlukları…

Kitapla büyüyen çocukların düş güçleri ve yaratıcılıkları gelişir.
Öykülerdeki karakterler, mekânlar ve olaylar çocuğun zihninde yeni dünyalar açar. Çocuk, tek bir doğru olmadığını fark eder; farklı bakış açıları geliştirebilir. Kitapla büyüyen çocukların düş güçleri ve yaratıcılıkları gelişir. Biz yetişkinlere göre düş güçleri oldukça yüksek olan çocuklar için kitapların büyülü dünyası bir başkadır. Ferit Avcı’nın Kırmızı Fili Gördünüz mü? kitabını okuyan bir çocuk için Kırmızı Fil’in başından geçenler, Sevim Ak’ın Vanilya Kokulu Mektuplar kitabında mektupların neden vanilya koktuğunun bulunmasına doğru olan yolculuk, Michael Ende”nin Bitmeyecek Öykü kitabındaki fantastik yolculuk çocukların düş güçlerini zenginleştirir.
Kitaplar çocukların dikkat ve odaklanma sürelerini artırır. Bir öyküyü başından sonuna kadar takip etmek, olayları sıralamak ve anlamlandırmak çocuğun bilişsel becerilerini güçlendirir.
Küçük yaşlarda sayfa çevirmek, resimleri takip etmek, el ve parmak kaslarının gelişimini (ince motoru); öyküdeki kahraman gibi zıplamak, canlandırma yapmak gibi hareketli etkinlikler kolların, bacakların, bedenin kullanıldığı (kaba motoru) destekler.
Bizim Çağ Edebiyat: Anne ve babaların okuma alışkanlıkları ya da aile ortamında kitap okumaya yönelik tutumları çocukların iyi birer okur olmalarında nasıl bir rol oynar?
Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol: Aile ortamı, okuma kültürünün en güçlü belirleyicilerindendir. Yetişkinlerin tutum ve davranışları kitapla büyüme sürecini destekleyebilir ya da engelleyebilir.
Anne, baba ve diğer kardeşlerin kitap okuyarak model olması önemlidir. Çocuk, okuyan bir yetişkin gördüğünde okumayı yaşamın doğal parçası olarak algılar.
Ebeveynlere çocukla birlikte kitap okuma rutinlerinin oluşturulması önerilebilir. Kitabı bitirince “Kitabın kapağında neler var? Kitabın yazarı kimdir? Yayınevine bir bakalım. En çok neyi sevdin?” vb. sorular ile sohbet edilebilir. Okunan kitap için yeni bir kapak tasarlama, kitap ile ilgili bir resim yapma vb. etkinlikler çocukların kitap okumayı sevmelerini ve aynı zamanda okudukları kitapları daha etkili bir şekilde gözden geçirmelerini sağlar.
Evde kitap okuyan bir yetişkin yoksa çocuk için kitap bir değer olmaktan çıkar. Evde kitaplık bulunmaması, kitapların çocuğun erişemeyeceği yerlerde durması ya da rahat okuma ortamlarının olmaması, okuma alışkanlığının gelişmesini zorlaştırır. Çocuğun rahatlıkla/bağımsız bir şekilde kitaplarını alabileceği düzenlemenin yapılması gereklidir. Evdeki kitaplığın en alt katında bir düzenleme yapılabilir ya da çocuğa özgü bir kitaplık olabilir. Kitap okuması için çocuğa rahat bir minder, sessiz bir köşe oluşturulması da kitap okumayı teşvik eder ve okuma kültürünün oluşmasında etkili olur.
Kitabın ceza aracı haline getirilmesi, “Cezalısın, geç odana, bir saat kitap oku!” gibi söylemler çocuğu kitaptan doğal olarak uzaklaştırır.
Kitap okumanın karşılığında ödüllerin olması da aslında bir sorun. Ödül neye göre verilmeli, en çok kitap okuyana mı? Bu çocukları daha az yazılı, daha az sayfalı kitaplara yönlendirir. Daha az okuyan ne olacak bu durumda? Kitap kime, hangi kitaplara göre çok olacak? Çocuklar bu tarz ödüllerden keyif alıyor görünmüyorlar.
Biz yetişkinler çocuklarımıza uygun kitapları alma konusunda özenliyiz ancak çocukların kendilerinin de kitap seçme özgürlüğünün olması önemlidir. Her kitap her çocuğa uygun olmayabilir. Çocuk edebiyatı konusunda güvenilir yayınevlerinin kitaplarının satıldığı kitapevlerine, kitap fuarlarına çocukla birlikte gidilebilir, kitap seçimi onlara bırakılabilir.
Kısacası okumanın yaşamın keyifli bir parçası olmasının önündeki tüm engeller, kitap okumamızın önünde de birer engeldir.
Bizim Çağ Edebiyat: Eğitimcilerin çocukların kitap okuma alışkanlıklarındaki etkileri hakkında neler söyleyebiliriz?
Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol: Eğitimcilerin, okulların çocukların kitap okumalarında, kitabı yaşamlarının bir parçası olarak görmelerinde etkileri büyüktür. Etkiyi belirleyen ise kitap okuma sürecinin nasıl tasarlandığıdır. Zorunlu okuma listelerindeki kitapların okunması, kitaptan sınav yapılması vb. durumların okuma kültürüne katkısı pek de olası değildir.

Çocuğun gelişim düzeyine, ilgi alanına ve kültürel bağlamına uygun kitapların seçilmesi önemlidir. Kitap paylaşım günleri vb. rutinlerle eğitimci ve çocukların okudukları ve grupla paylaşmak istedikleri kitapları bu günlerde paylaşmaları çocukları etkileyebilir. Çocukların farklı yeteneklerini de işin içine dahil edildiği ortamlar oluşturmak iyi bir öneri olabilir.
Çocukların, yaratıcı drama gibi aktif katılımın olduğu yöntemlerle kitabı derinlemesine incelemeleri söz konusu olabilir. Eğitimcilerin kendi okudukları kitaplar ile ilgili derslerle bağlantı kurularak ya da kitap hakkında konuşup öneride bulunarak da çocukların okumayı sevmeleri sağlanabilir. Eğitimcilerin kitap okuması etkili olabilir.
Sınav odaklı eğitim sistemleri, “Kitap okumaya zaman yok” algısını güçlendirdiği için çocuklar kitaplardan uzaklaşır. Okunan kitaplarla ilgili sınav yapılması sıklıkla yapılan bir uygulama. Bu durumda kitap okuma stres kaynağı olarak algılanmakta ve son geceye bırakılan, özeti okunan ya da son geceye kalan kitap dinlemeleri ortaya çıkar. Bunlar da kitap okuma keyfinin oluşmasını engeller.
Her çocuk biriciktir ve her çocuğun okuma zevki, keyif alarak okuyacağı kitaplar, yazarlar da birbirinden farklı olacaktır. Charlie’nin Çikolata Fabrikası, Vanilya Kokulu Mektuplar birbirinden farklı tarzlarda kitaplardır. Her çocuğun keyifle okuyacağı kitapları okumalarına izin vermek önemlidir. Zorunlu okuma listeleri çocukların çok da hoşuna gidiyor görünmemektedir. Anaokulunda en çok sevdikleri şeyin resim yapmak olduğunu söyleyen çocuklar en sevmedikleri şeyin ise zorunlu resim yapmak olduğunu ifade etmişlerdir.
Kim daha çok kitap okuyacak yönlendirmesi de uygun değildir. Bir çocuğun okuma hızı yüksekse hep o daha çok kitap okuyacak, başka bir çocuğun okuma hızı daha yavaşsa daha az kitap okuyacak ya da çocuklar daha çok kitap okuyup ödülü almak için daha az sayfalı, daha çok resimli, daha az yazılı kitapları tercih edebilirler ama başka bir çocuk da bu ödül işine hiç takılmayıp daha az sayıda başka kitaplar okuyabilir. Ama yine de sınıftaki kitap okuma listesindeki yıldızlarının az olduğunu görünce hüzünlenebilir. Bireysel farklılıkları dikkate alan bir okuma kültürünün olması önemlidir.
Bizim Çağ Edebiyat: Okumayı zorunluluk olmaktan çıkarıp keyifli bir etkinliğe dönüştürme konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol: Ailelerin ve eğitimcilerin zorunlu kitap okumaya yönelik tutumlarının çok da işe yaramadığını aslında açıkladık. Yapılması gereken çocukların kitap okumanın değerini anlamaları, günlük yaşamlarında kitap için zaman ayırmaları ve kitap okumayı keyifli bir etkinlik olarak algılamalarıdır. Bunun için de kitap okumaktan keyif alan, kitap okumayı bir ihtiyaç olarak algılayan aile ve okul ortamlarında bulunmalarının öneminin farkında olmak ve çocuklara kitap okumayı sevdirecek ortamlar yaratmak önemlidir. Kendi seçtikleri kitapları, kendi hızlarında okumaları, okuduklarını aileleri ve öğretmenleri ile paylaşabilecekleri ortamları yakalamayabilmeleri çocukları olumlu yönde etkileyecektir.
Okumanın keyifli ve merak uyandıran bir etkinliğe dönüşmesi önemlidir. İlkokula başlarken bir çocuk okula başlama ile ilgili düşüncelerini “Ben kitapların içinde ne yazıyor, onu merak ediyorum. Bu nedene okula gideceğim için seviniyorum. Yoksa okula başlamayı abartmaya gerek yok,” olarak ifade etmiş. Bu çocuğun kitap okumaya bakış açısının devamını sağlamak çok önemlidir; aile ya da okulda çocuğu kitap okumaktan uzaklaştıran tutumlar yerine okuma isteğini güçlendirici tutumlar sergilemek gerekmektedir.
Okuma rutini (her gün aynı saat) bir disiplin kazandırmak ilke olabilir ancak içerik seçiminde ve okuma biçiminde esneklik olmalıdır. Böylece okuma hem düzenli hem de keyifli olacaktır.
Bizim Çağ Edebiyat: Çok kitap okumayı, iyi bir okur olmanın ölçütü olarak kabul edebilir miyiz?
Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol: İyi bir okur olmak, çok kitap okumak değildir, bu düşünce aslında kişiye göre de değişebilir. Ama önemli olan daha fazla kitap okumaktan çok “okumanın severek yapılan bir etkinlik” olmasıdır. Öğretmen bir arkadaşım, “Hızlı okuma kursları aldık ama ben kendi hızımda okumayı seviniyorum, kelimelerin nasıl dizildiğini görmek, cümlelerin birbirlerini nasıl takip ettiğini tadına vararak algılamak istiyorum,” demişti. Sanki bu sorunun yanıtını açıklayan bir açıklama.
İyi bir okur olmada anlama, düşünme, bağ kurma, duygular gibi unsurlar vardır. Momo‘ya da Bitmeyecek Öykü‘yü, Kırmızı Fili Gördünüz mü? kitabını okurken ya da dinlerken, Vanilya Kokulu Mektuplar kitabını okurken kitapla bağ kurmamız, kitabı anlamamız, kitapta geçen olaylar hakkında düşünmemiz ne kadar da önemli. Olay örgüsünü görebilmek, karakterlerin niyetlerini çözebilmek, neden sonuç ilişkisi kurmak, “Ben olsam ne yapardım?” demek vb. çözümlemeler faklı bakış açılarını geliştirmemiz açısından ne kadar da değerli. Karakterle empati kurabilmek, kendi yaşantısı ya da başkalarının yaşantısı ile ilişkilendirebilmek vb. Bunların hepsi çocuğun gelişimine olumlu yansıyacak durumlardır. Bu nedenle bazen bir kitabı yavaş okumak, üzerine konuşmak ve tekrar göz atmak, art arda çok kitap bitirmekten daha değerlidir.
Bizim Çağ Edebiyat: Her kitabın çocuklar için okunmaya değer olduğu söylenebilir mi, yoksa seçici olmak gerekir mi? Neden?
Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol: Çocuk okusun da ne okursa okusun düşüncesi yaygındır. Aslında bunun doğru olduğunu söylemek mümkün değil. Çocuğun yaşına, gelişim düzeyine, ilgisine, gereksinimine uygun kitaplar olması oldukça önemlidir.

Erken çocukluk döneminde çocukların resimli öykü kitapları ilgisini çeker. Daha büyük çocuklar için kitaplarda çok az resme yer verilir. İlkokula giden bir çocuğa ergenlikte okunabilecek bir kitabı vermek çocuğu kitaptan uzaklaştırabilir. Ben ortaokula giderken Gazap Üzümleri ve Kelebek kitaplarını okumuştum ve benim okuma isteğime katkı sağlayan kitaplar olmuştu. Belki de başka bir çocuk daha erken ya da daha geç başlamış olabilir klasik eserleri okumaya. Bu nedenle çocukların yaşları, ilgileri ve gereksinimleri dikkate alınmalıdır.
Günümüzde artık herkes ben yazarım diye ortaya çıkıyor ve çocuk edebiyatı da bu konuda risklere açık gibi görünüyor. Çocuklara yönelik kitap yazabilirim algısında olanlar ve bu kitapların basıldığı yayınevleri var. Oysa bazı eserler hiç de çocuklara uygun değil. Çocuğun gelişim düzeyinden uzak, evrensel olmayan değerlerle ilgili kitaplar var. Bu konuda belki çocuk edebiyatı eserlerini basan güvenilir yayınevlerinin kitaplarına ulaşmak iyi olabilir. Her kitap çocuk için uygun değildir; seçici olmak gerekir. Çünkü kitap, çocuğun zihinsel ve duygusal dünyasına doğrudan temas eden güçlü bir araçtır.
Bizim Çağ Edebiyat: Kitap okuma kültürünün kazanılmasına katkı sağlayan örnek uygulamalar var mıdır? Aile ortamında, okullarda ya da toplumda?
Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol: Aile okuma saati/rutini oluşturulabilir. Biz anne babalar ekranları bırakıp çocuklarımızla kitap okuma rutinleri oluşturmalıyız, hiçbir şey söylemesek bile akşamları, haftada birkaç akşam elimize kitap alsak ve tüm ekranları kapatsak ve de bunu artık bir alışkanlık haline dönüştürsek çocuklar da bizlere eşlik edecektir. Kitap bittikten sonra kitap hakkında sohbet etme, kitap ile ilgili resim yapma, kitap kapağı tasarlama vb. etkinlikleri de sıklıkla yapabiliriz. Çocuklardan çok daha yaratıcı öneriler de gelebilir bu konuda.
Okuldaki okuma listeleri oluşturulurken çocukların da önerilerinin alınması, listelerin birlikte oluşturulması ile ilgili örnek uygulamalar vardır mutlaka.
İl ve ilçe halk kütüphanelerinde yapılan güzel uygulamalar var. AKSP (Ankara Kültür Sanat Platformu) tarafından iki yıldır düzenlenen Dünya Çocuk Kitapları Haftası Etkinlikleri kapsamında Kültür Bakanlığına ve belediyelere bağlı kütüphanelerde bebeklerle ve çocuklarla farklı yol ve yöntemlerle birçok etkinlik yapıldı: yazar buluşmaları, drama çalışmaları, mini kitap yazma atölyeleri, etkileşimli kitap okuma atölyeleri vb. Bu çalışmaların çocukları olumlu etkileyeceği bir gerçektir. Ankara”da yine bakanlığa bağlı olan Ali Dayı Kütüphanesi gibi çocuklara kitap okumayı sevdirecek ortamlara sahip kütüphanelerin olumlu katkıları olacağı da açıktır. “Ev Kütüphanemiz” de, aile evini çocuk kütüphanesine ve kitap etkinlik alanına dönüştüren Sevim Ak ve Behiç Ak kardeşler, pek çok yazarı, çizeri, çevirmeni, editörü, yayıncıyı ve sanatçıyı buluşturdular. Günümüzde ise Ev Kütüphanemiz, Kadıköy Belediyesi”ne bağlı Kadıköy İDEA Çocukla birlikte devam ediyor. Tüm bunların çocukları olumlu etkileyeceğini düşünüyorum.
Bizim Çağ Edebiyat: Ülkemizin her yerinde çocuklarımızın kitaplarla buluştukları aydınlık günlere ulaşmamızı dileyerek söyleşimizi bitirelim. Çok yoğun bir programınız olduğunu biliyoruz. Yine de bizlere zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
.
