Çocuk Kitapları

10 Ocak 2026
ATALAY YÖRÜKOĞLU

(…)
Çocuk kitaplarının nasıl olması, nasıl olmaması gerektiği öteden beri tartışılır. Çocuk kitaplarında aranacak genel nitelikler, nisan 1975’te İstanbul’da toplanan bir çocuk kitapları seminerinde saptanmıştı. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir:

  1. Çocuk kitapları, çocuğun gelişme düzeyine uygun konuları işlemeli, dili yalın, kavramlar açık seçik olmalıdır.
  2. Konular ilgi çekici biçimde sunulmalı, eğlendirici, öğretici ve düşündürücü olmalıdır.
  3. Konunun işlenişi, bilim verilerine ve evrensel ahlak kurallarına uygun olmalıdır. İnsanı ve çevresini gerçekçi açıdan tanıtmalı, yurt sevgisini, insan sevgisini ve yardımlaşma duygusunu güçlendirici olmalıdır.
  4. Denemeci, araştırıcı, eleştici, özgür düşünceli insan yetiştirme amacı göz önüne alınarak yazılmalıdır.

5. Çocuğun kendisini tanımasına, kişiliğini geliştirmesine katkıda bulunmalıdır.

Çocuk kitaplarında aranacak nitelikleri ayrıntılarına girerek uzatabiliriz. Ancak bunun, yazarın elini kolunu bağlamak gibi bir sakıncası vardır. Yazarı bir noktadan sonra yaratıcılığı ile baş başa bırakmak daha doğru olur. Bunun yerine çocuk kitaplarında neler olmaması gerektiğini belirtmek daha kolaydır.

  1. Çocuk kitapları her türlü önyargıdan arınmış olmalıdır. Irk üstünlüğü, din ayrılığı ve bağnazlık dolaylı ya da doğrudan aşılanmamalıdır.
  2. Yurt sevgisi ve Türklük bilinci geliştireceğiz diye evrensel değerler bir kenara itilmemeli, düşmanlık ve öç alma duyguları körüklenmemelidir.
  3. Yiğitlik abartılmamalı, çocuklara yanılmaz insan, her şeyi bilen, her şeyi başaran insan örnekleri sunulmamalıdır. Başka bir deyişle çocuk kitaplarda, etiyle, kemiğiyle, başarı ve başarısızlığıyla insanı tanımalıdır. Çelişkileri ile, düşünce ve duyguları ile insan davranışını öğrenmeli, başkalarında kendini görebilmelidir. Katı ahlak kuralları içinde sıkışıp kalmamalı, hoşgörü ve esneklik kazanmalıdır.
  4. Kadercilik, alın yazısı gibi insanı köstekleyen inanışlara yer verilmemelidir.
  5. Her kitabı bir ahlak yargısıyla sonuçlandırmak, çocuğu aptal yerine koymaktır. Köprü Altı Çocukları, Öksüz Ayşe türünden acıma duygusunu sömüren kitaplar en azından yararsızdır. Gerçek dışı özgeci (fedakarlık) örnekleriyle doldurulmuş öyküler de bu türdendir. Polyanna gibi çok tanınmış bir çocuk kitabı da bu kötü örnekler içine girer. Bu öyküde, çevresindekileri mutlu etmek için insan üstü bir çabayla kendinden veren bir kız çocuk anlatılır. Ne öfke ne kırgınlık ne de üzüntü gösteren bu kahraman nasıl örnek alınabilir? Olsa olsa erişilmez bir yaratık olarak okuyanda bir küçüklük duygusu yaratır.

    Okul öncesi çağda çocuklar için yazılmış kitapçıklara şöyle bir göz atmakla ülkemizde çocuk eğitiminin önemli bir aksaklığını saptayabiliriz: Bu öykülere çoğunlukla usluluk, söz dinlerlik aşılanmakta, yaramazlık yapan anasının sözünden çıkanların başına gelen kötü sonuçlar vurgulanmaktadır. Kısacası hep anadan ayrılan kuzuları, kurtların yemesi türünden korkutucu bağımlılığı artırıcı öykülerdir bunlar.

    Kitap bir toplumun değer yargılarını ve dünya görüşünü yansıtır. Ancak unutulmamalıdır ki kitap aynı zamanda bütün bu saydıklarımızı olumlu yönde geliştiren, çağın gereklerine uyduran, etkili bir araçtır. Bu yönden kitap iki ağzı keskin bir kılıçtır. Böyle olmasaydı kitaplar yasaklanır mıydı?

    (…)
    Zararlı kitap yoktur ama kötü kitap eskiden de vardı, ilerde de olacaktır. Bunun çözümü kitap yasaklamaktan geçmez. Ancak geri toplumlara kitap ya yakılacak kadar tehlikeli ya da tapılacak kadar kutsal bilinir. Oysa ki kitap sadece bir araçtır. Bu konuda ilk ve orta öğretimde önerilecek etkili bir yol daha var, o da programlara sürekli bir kitap tartışma saati koymaktır. Çocuklara okudukları kitapları değerlendirme ve eleştiri süzgecinden geçirme yeteceği verebilirsek kitapların olumsuz etkilerinden bu denli kaygılanmazdık. Bu düzeye gelebildiğimiz zaman, ana babalar ve öğretmenler kitap okuyan çocuklara “Kitap okuyacağına dersine çalış!” gibi saçma öğüt vermeye gerek duymazlar.
    __________


    Kaynak: Türk Dili, Aylık Dil ve Yazın Dergisi, Sayı 292, Ocak 1976, sayfa 18-21.

.