19 Temmuz 2025
BAŞAK CANDA
BİZİM ÇAĞ SORUYOR:

İyi kitap okuru, iyi yazar sizin için ne ifade ediyor? İyi yazar, iyi okur tanımınız nedir? Tanımız zaman içinde değişti mi? Değiştiyse nasıl ve niçin değişti?

“Bir okuyucu olarak ne okuduğum, bir yazar olarak ne yapmak istediğime rehberlik ediyor.”
Okur edebiyatın en kalbi eleştirmenidir. İyi bir okur edebi ve düşünsel anlamda, iyi yazarı ve iyi kitabı arayıp bulandır. Okur kitapta ısrarcı olursa iyi metinler ve iyi yazarlar oluşur. Metin ne kadar iyi olursa okurla buluşamıyorsa o metin sancıyla bekler. Ta ki iyi okur ona dokunana kadar. İyi bir okur ve iyi bir yazarın birlikteliği ömür boyudur ve miras yoluyla geride kalanlara geçer. Daha toparlayıcı olursam yazarı yüzyılların ötesine taşıyanlar en iyi okurlardır. Okurların omzundan yüzyıl sonraya gelebilenler iyi yazarlardır.
İyi okur ve iyi yazar tanımım hep aynıdır. Ancak dünyanın gidişatı, edebiyatın dili, yazarın tavrı ve benim okuma estetiğimle ilgili yer yer farklılıklar yaşarım. Çünkü zaman da insan gibidir ve değişimlerle doludur. Türler arası geçişler, farklı okumalarla buluşturur. Değişmeyen tek şey yazarın edebi anlamda metni kalple buluşturma ve dünyayı eve taşıma yeteneğidir. Bu değişmeyendir bende. Örnek vermek gerekirse Sefiller, Suç ve Ceza, Anna Karenina gibi bugüne gelen eserlerin yanına, Demir Ökçe, Ana, İnce Memed, Memleketimden İnsan Manzaraları, Mülksüzler girebiliyor. Dünyanın Son Narı, Kral, Dava, Masumlar ve daha niceleri. Okur dün, bugün ve yarın bağlamında ayrımsız okumalar yaptıkça iyi yazarla buluşur her daim. Bir bütünen bakmak gerek ikisine de.
İyi okur kitaplar hakkında yazılanları okuyan, kitap dergilerini izleyen, kitapçıları dolaşan, kültür sanat sayfalarını tarayan, yazarlar ve kitapları hakkındaki eleştirel metinleri inceleyendir. Sadece tavsiye üzerine kitap okumaz, popülist üretimlerden etkilenmez, çünkü onların genel geçer olduğunu bilir ve algısını derinliklere salar. Yazarın aradığı okur tam da budur. Çünkü yazarı besleyen, yazarı yönlendiren, eseri sahiplenen ve daha iyilerine özendirendir. Benim iyi okur ve iyi yazardan anladığım bu birlikteliktir.
Günümüzde devam eden edebi gelenek çerçevesinde bir kitabı üslup veya estetik kriterlere göre yargılamak da çok zor. Bana göre bizi “iyi kitap” bulmaya yönlendiren şey, kitabın içimizde yarattığı uyanıştır. Okuma, bir kitap ile okuyucu arasındaki bir karşılaşmadır. Bu karşılaşma içimizde bir şey, bir uyanış yaratacaktır: duygular, bir “güzellik” hissine çıkacaktır. Kitap aynı zamanda içimizdeki benzersiz olana da hitap edecektir: kişisel tarihimiz, psikolojimiz, değerlerimize de. Kitap bizi ne kadar uyandırırsa, o kadar “iyi”olacaktır.
Bir kitabı okuduktan birkaç gün veya hatta hafta sonra bile üzerinde düşünmeye devam ediyorsam, gerçekten keyif aldığımdan ve onu olağanüstü bulduğumdandır. Lise dönemimde okuduğum kitapları hatırlıyor olmam belki de bundandır. En çok keyif aldığım kitapları, onları okuduktan yıllar sonra bile yeniden okuma isteği duyarım, bu da bende kalıcı bir etki bıraktıklarının kanıtıdır. Her iyi yazarın kendi edebi dünyası vardır. İyi okuyucu bu dünyaya girebilendir. İyi yazar kadar iyi okuyucu tanımı işte burada karşımıza çıkar. İyi okuyucu öncelikle önyargılarından sıyrılarak esere yaklaşıp okuyabilendir. Kendini okumakla sınırlandıran, okudum bitti türünden bir okuyucu olmaktan korktum hep. Okuduğumuz derin bir anlayış kazandırıyorsa farklı kültürlere davet ediyorsa yazarın kullandığı edebi, anlatısal ve üslup açısından verilenlere odaklanabiliyorsam benim için tatmin edici bir okuma yapmışım demektir. Ama en önemlisi hayâl gücümü hareket geçirmesidir. Duyularıma hitap etmesi önemlidir.
Bir okuyucu olarak ne okuduğum, bir yazar olarak ne yapmak istediğime rehberlik ediyor. Her okuma kendi çalışmama tutulan bir aynadır. Nasıl tadından nefret ettiğim bir şeyi pişirip yemiyorsam yazmak için de söyleyeceğim sözümün olduğunu biliyorum ve yazıyorum. Yazma ritmini duyacak bir kulağım, cümleyi çevirecek sözcüklerim, bazen de boş sayfanın önünde yalnız da olabileceğimi bilecek kadar bir kalbim var. Güvendiğim yer burası.
.
